top of page

ÇOCUKLARI GİDEREK ARTAN ŞİDDET OLAYLARINDAN NASIL KORUYABİLİRİZ?

  • Yazarın fotoğrafı: Dr. Yunus Emre Bıkmaz
    Dr. Yunus Emre Bıkmaz
  • 17 Mar 2025
  • 4 dakikada okunur

Son dönemlerde sokakta, okullarda, trafikte, aile içinde veya çeşitli ortamlarda çocuk ya da yetişkin fark etmeksizin pek çok kişinin yaşadığı şiddet olayları ile sıkça karşılaşıyor hatta pek çoğumuz gün içinde bu duruma maruz kalabiliyoruz.  Bireylerin fiziksel, psikolojik ve sosyal anlamda zarar gördüğü çok yönlü bir toplumsal sorun olan şiddetin toplumda giderek arttığına tanıklık ediyoruz. Peki bireylerin ve toplumun ruh sağlığına ciddi zararlar veren şiddet olaylarına karşı psikolojimizi nasıl koruyacağız ve çocuklarımız için ne tür önlemler almalıyız?

Fiziksel, Psikolojik, Ekonomik, Dijital ve Cinsel Şiddet Hızla Yaygınlaşıyor

Şiddet, tanım olarak genelde kasıt içeren incitme ve zarar verme sebepli oluşan fiziksel, psikolojik ve cinsel eylemleri içerir. Şiddet denilen olgu; psikolojik, biyolojik, sosyolojik, ekonomik ve içgüdüsel ayrımları olan bir konudur. Son yıllarda toplumlarda şiddet olaylarının belirgin bir artış gösterdiği gözlemlenirken, çok yönlü yapısı sebebiyle, çözümü de  çok yönlü olmalıdır. Fiziksel, psikolojik, ekonomik, dijital ve cinsel şiddet gibi birçok farklı türde karşımıza çıkan şiddet, bireylerin ve toplumun genel sağlığı üzerinde olumsuz etkiler bırakmaktadır. Şiddetin yalnızca belirli yaş gruplarında değil, çocuklardan yetişkinlere kadar geniş bir yelpazede kendini göstermesi, bu konunun daha da derinlemesine incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca uygulanmış şiddeti cezalandırmanın ötesinde, şiddeti daha oluşmadan engellemek te temel prensip olarak gözetilmelidir.

Şiddete ve Saldırganlığa Genel Bakış

Şiddet, insanın doğuştan gelen kendini koruma güdüsü olarak tanımlamaktadır. Saldırganlık içgüdüsel bir davranış olup, ölüm içgüdüsünün bir türevidir. Kişi, kendisini yok etme güdüsünün sebep olduğu ruhsal gerilimi dışarı yansıtarak, bu saldırganlığı kendisine yöneltmekten korunmaktadır. Şiddetin oluşmasında dışsal faktörlerin etkisi olmakla birlikte; sinir sistemi, beyindeki salgı bezleri ve genetik faktörler de şiddet konusunda etki sahibi olmaktadır. Saldırgan davranışın kişi için olumlu neticeyle sonuçlanması ya da çocuğun ailede gördüğü davranış stili, bu davranışın pekişmesine sebep olmaktadır. Şiddete tanık olma, çevrede yaşanması gibi durumların, bireylerde bilişsel şemalar oluşturarak, sonraki süreçlerde sorun oluştuğunda bu şemalar, kişiye yönlendirici olmaktadır.

Şiddet Olaylarının Artış Nedenleri

Şiddet olaylarının nedenlerinde, bu dinamikleri oluşturan bilinçaltı süreçlerinden bahsedilmektedir. Bu hususta; çocukluk döneminin tarihi, kişinin yetişme tarzı, aile yapısı ve istismar konuları belirleyici unsurlar olarak ele alınabilir.

Şiddetin artışında şu faktörler rol oynar:

  1. Ekonomik Faktörler ve Geçim Sıkıntısı: Ekonomik krizler, işsizlik oranlarının artması ve maddi zorluklar bireylerde yüksek düzeyde stres ve kaygıya neden olmaktadır. Ekonomik belirsizlikler, aile içi çatışmaları tetikleyerek şiddet davranışlarına zemin hazırlayabilmektedir. Özellikle gençler arasında yapılan araştırmalar, düşük sosyo-ekonomik sınıftan olan kız ve erkek çocukların şiddete eğilimlerindeki artışı ortaya koymaktadır.

  2. Toplumsal Kutuplaşma ve Siyasi Gerilimler: Toplumda yaşanan siyasi çekişmeler, kutuplaşma ve gruplar arası çatışmalar bireyler arasında güvensizlik ve düşmanlık duygularını artırmaktadır. Özellikle sosyal medya üzerinden yayılan ayrıştırıcı söylemler, toplumdaki şiddet eğilimlerini körüklemektedir.

  3. Sosyal Medya ve Dijital Etkileşimlerin Rolü: Dijital platformlarda maruz kalınan zorbalık, tehdit ve manipülasyon gibi durumlar özellikle çocuklar ve gençler üzerinde olumsuz etkiler bırakmaktadır. Şiddet içerikli videolar, bilgisayar oyunları ve haberler de bireylerin şiddeti keni iç dünyasında normalleştirmesine neden olabilmektedir. Yıllardır süren bilimsel araştırmalar, medyada şiddete maruz kalmanın kişiler üzerinde anti-sosyal etkileri olduğunu kanıtlamıştır. Uzun zaman süresince medyada şiddet izlemek, kişilerin gerçek dünyadaki şiddete bağlı duygusal hassasiyetlerini azaltabileceği gibi bu bireylerin gerçek hayatta şiddete maruz kalmaya dair anksiyetelerini de tetikleyebilir.

  4. Aile İçi Dinamikler ve Ebeveyn-Çocuk İlişkileri: Ebeveynlerin çocuklarına karşı sergilediği tutumlar, çocukların ilerleyen yaşlarda şiddet eğilimleri geliştirmesinde belirleyici olabilmektedir. Sevgi ve ilgi eksikliği, aşırı disiplin ya da ihmal gibi durumlar çocukların duygu düzenlemelerini zorlaştırmaktadır. Çocukları travmatize eden bir yetiştirme tarzı, aile içi istismar olayları, aile yapısı bireyler ve toplum arasında köprü unsuru taşıdığından önem kazanmaktadır. Çocukların büyütülme stilleri, toplulukların duygusal yapısında belirleyici rol oynadığından, nesiller arası aktarımı da sağlama misyonuna sahiptir.

  5. Eğitim Sistemi ve Çocukların Gelişimi Üzerindeki Etkisi: Okullarda yaşanan akran zorbalığı, öğretmenlerin disiplin anlayışları ve eğitim sisteminin bireylerin psikolojik gelişimine katkısı gibi faktörler, çocukların ve gençlerin şiddete eğilim göstermelerinde etkili olabilmektedir.

Şiddetin Bireyler Üzerindeki Yansımaları

Şiddetin yalnızca mağdurları değil, çevresindeki bireyleri de olumsuz etkilediği bilinmektedir:

1.       Yetişkinlerde Stres, Kaygı ve Depresyon: Şiddet olaylarına tanık olan ya da dolaylı olarak etkilenen yetişkinlerde anksiyete, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) gibi ruhsal sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Özellikle işyerlerinde ya da sosyal çevrede maruz kalınan psikolojik şiddet, bireylerin kendine olan güvenlerini ve yaşam kalitelerini düşürebilmektedir.

2.       Çocuklarda ve Ergenlerde Travma ve Güvensizlik: Şiddet olaylarına tanıklık eden çocuklar, güven duygularını kaybedebilir ve sosyal ilişkilerinde sorunlar yaşayabilirler. Özellikle aile içi şiddet ortamında büyüyen çocuklarda, gelecekteki ilişkilerinde de benzer döngülerin devam etme olasılığı yüksektir.

3.       Toplumsal İlişkilerde Güvensizlik ve Kopuş: Şiddetin yaygın olduğu toplumlarda bireyler arası ilişkilerde güvensizlik artar. Toplumda izolasyon eğilimleri güçlenir ve bireyler, kendilerini güvende hissetmedikleri ortamlardan uzak durmayı tercih ederler.

ÇOCUK VE ERGENLERİ ŞİDDETTEN KORUMAK İÇİN ÖNERİLER:

  1. Güvenli ve Sevgi Dolu Bir Ortam Sağlama: Çocukların kendilerini güvende ve sevildiğini hissettikleri ortamlarda büyümeleri, ileride ruhsal olarak sağlıklı bireyler olmalarını destekler. Ebeveynlerin çocuklarına karşı şefkatli ve anlayışlı bir tutum sergilemeleri önemlidir.

  2. Duygusal Farkındalık ve Kendini İfade Etme Becerilerini Destekleme: Çocukların duygularını tanımaları ve ifade etmeleri için uygun ortamlar yaratılmalıdır. Ebeveynlerin çocuklarının duygularını küçümsemeden ve yargılamadan dinlemeleri gerekir.

  3. Yaşa Uygun İletişim ve Açık Diyalog Kurma: Çocuklarla yaşlarına uygun bir şekilde iletişim kurmak, onlara olayları açıklarken gerçekleri çarpıtmadan ama korkutmadan bilgi vermek gereklidir.

4.       Medyanın ve Dijital Dünyanın Rolüne Dikkat Etme: Medyanın şiddeti özendirici yayınları ve dijital platformlarda yaşanan zorbalıklar, çocuk ve ergenlerin ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir. Özellikle çocukların dijital dünyada karşılaşabilecekleri risklere karşı ebeveynlerin dikkatli olmaları ve çocuklarının internet kullanımlarını kontrol etmeleri gerekmektedir.

5.       Toplumdaki Şiddeti Azaltmaya Çalışma ve Şiddetle Mücadele Eden Kuruluşları Destekleme: Toplumda barışçıl iletişim kültürünü yaygınlaştırmak, şiddetin olumsuz etkilerini azaltmak adına kritik öneme sahiptir. Araştırmalar şunu göstermektedir ki, idam cezası bile suç işleme konusunda bilimsel olarak caydırıcı bir etki sağlamamaktadır. ABD genelinde cinayet istatistikleri idam cezası uygulanmayan eyaletlerdeki cinayet oranlarının idam cezası uygulayan eyaletlere göre anlamlı şekilde daha düşük olduğunu göstermektedir. Toplumda şiddetin artışı, hem bireysel ve hem de toplumsal düzeyde ciddi sonuçlara yol açmaktadır. Bu mânâda; toplumsal farkındalık çalışmaları, eğitim programları ve şiddetle mücadele eden kuruluşların desteklenmesi şiddetin azaltılmasında önemli rol oynar.

6.       Sosyal Projeleri Teşvik Etme: Aile içi iletişimi güçlendiren ve çocukların duygusal gelişimlerini destekleyen projelerin teşvik edilmesi gerekmektedir. Bu sayede şiddetin nedenlerini anlamak ve bu konuda çözüm yolları geliştirmek ve ayrıca bireysel düzeyde duygusal dayanıklılığı artırmak mümkün olabilir.

7.       Eğitimle Vicdan ve Oto-Kontrol Duygusunu Geliştirme: Şiddetin önlenmesinde, suç işlendikten sonra ağır cezalar vermekten ziyade, suç oluşmadan önce, en başta eğitimle, anaokulundan başlayarak, kişilerde sağlam bir vicdan ve oto-kontrol duygusunun geliştirilmesi sağlanmalıdır.


 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page