GÖRÜNMEZ TEHDİT: MİKROPLASTİKLER
- Dr. Yunus Emre Bıkmaz
- 17 Mar 2025
- 3 dakikada okunur
İçtiğimiz suda, yediğimiz gıdada, hatta aldığımız nefeste; mikro ve nanoplastikler artık hayatımızın her yerinde! İnsan sağlığını ve çevreyi tehdit eden bu görünmez tehlikenin zararlı etkilerinden korunmak için bireysel ve toplumsal olarak bazı önlemlerin alınması büyük önem taşımaktadır.
Pek Çok Kaynaktan Çevreye Yayılıyorlar
Mikroplastikler, uzunluğu 5 mm’den küçük olan plastik parçacıklar olup, 1 µm’den daha küçük olanlar ise nanoplastikler olarak adlandırılmaktadır. Bu parçacıklar, plastiklerin bozunarak ufalanması sonucu oluşurlar. Plastiklerin dayanıklılığı ve geri dönüşüm oranlarının düşük olması nedeniyle çevrede birikmekte, en uzak okyanuslardan yağmur ormanlarına kadar dünyanın her köşesine yayılmaktadırlar.
Plastikler; güneş radyasyonu, sıcaklık değişimleri ve yağmur gibi doğal faktörlerin etkisiyle zamanla parçalanmaya başlar ve mikroplastiklere dönüşür. Tekstil ürünleri, balıkçılık, tarım, sanayi ve genel atıklar gibi birçok kaynak mikroplastiklerin çevreye yayılmasına neden olur.
Bu mikroplastikler besin zinciri aracılığıyla bitkiler ve hayvanlar yoluyla insanlara kadar ulaşmakta; su, toprak, hava ve hatta yağmurda bile yer almaktadır. Bilinçsiz plastik kullanımı, her geçen yıl bu tehdidi daha da büyütmektedir.
Beynimize Kadar Ulaşabiliyorlar
Mikroplastikler vücudumuza 3 temel yoldan girebilir:
1. Solunum yolu
2. Sindirim sistemi
3. Cilt teması
Nefes aldığımız havada bulunan mikroplastikler akciğerlerimize ulaşabilir, oradan da kan dolaşımına geçerek vücudumuzun en kritik organlarına, hatta beynimize kadar taşınabilirler. Araştırmalar boyutu 100 µm’den küçük olan mikroplastiklerin vücuttaki bariyerleri geçerek; karaciğer, böbrek ve hatta beyin dokusunda birikebildiğini ortaya koymaktadır. Kan-beyin bariyerini aşmayı başaran bu partiküller, beynimizde depolanabilir. 2023 yılında yapılan bir çalışmada, otopsi yapılan insan bedenlerinden alınan organ örneklerinde mikroplastikler tespit edilmiş ve bu sonuçlarda beyindeki mikroplastik miktarı karaciğer ve böbrekten 7 ila 30 kat daha fazla bulunmuştur.
Üstelik bu birikim zamanla kumbarada para birikir gibi sürekli artmaktadır. 2016 yılındaki beyin örneklerindeki mikroplastik miktarıyla 2024 yılına ait örnekler karşılaştırıldığında, günümüzdeki miktarın %50 oranında daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu durum, günümüzde Alzheimer ve demans gibi hastalıkların artışında önemli rol oynamakta ve bu bulgular, endişeleri daha da artırmaktadır.
Anne Sütünde, Fetüste ve Yenidoğan Bebekte Bile Varlar
Mikroplastikler, anne sütüne de geçebilmektedir. Bu partiküller plasentadan geçerek anne karnındaki bebeklere bile ulaşabilmekte ve onların gelişimini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu bulgular, özellikle anne-bebek sağlığı ve bebeklerin uzun vadeli gelişimi açısından ciddi endişelere neden olmaktadır.
Basit Bir Kirlilik Mi, Yoksa Çok Büyük Bir Tehlike Mi?
Mikroplastikler yalnızca kendi yapıları nedeniyle değil, içerdikleri zararlı kimyasal maddeler ve taşıdıkları çevresel kirleticiler nedeniyle de çok tehlikeli bir sağlık riski oluşturmaktadır. Bu partiküller; bisfenol-A, fitalatlar ve diğer toksik kimyasalları bünyelerinde barındırmakla kalmaz; üstelik "Truva atı" gibi davranarak ağır metaller, zararlı virüsler ve bakterileri üzerlerinde toplayarak bu zararlı maddelerin vücudumuza girmesini kolaylaştırmaktadır.
Bilimsel çalışmalarda yapılan hayvan deneyleri, buna dair pek çok veriyi desteklemektedir. Mikroplastiklere maruz kalan farelerde sinir sistemi hastalıkları, bağışıklık sistemi bozuklukları, diyabet gibi metabolik rahatsızlıklar, davranış bozuklukları ve üreme sistemi problemleri gözlemlenmiştir. Ayrıca farelerde mikroplastiklerin serotonini düşürdüğü ve sosyalleşmeyi azalttığı gösterilmiş durumdadır. İnsan sağlığı üzerindeki etkileri ise potansiyel olarak çok daha büyük olabilir ve bu konuda çok daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.
Doğurganlığı Etkileyebiliyorlar ve Kısırlık Yapabiliyorlar
Araştırmalar mikroplastiklerin testislerde birikebildiğini ve sperm sıvısında bulunabildiğini ortaya koymuştur. Farelerde yapılan bir çalışmada mikroplastiklerin üreme sağlığını ve embriyo gelişimini olumsuz etkilediği gösterilmiştir. Plastik içerikli kimyasallar endokrin bozucular olarak bilinir ve hormonları etkileyerek doğurganlık üzerinde ciddi zararlar verebilir.
Gıdalarımıza Nasıl Giriyorlar?
Mikroplastikler sadece hava ve su yoluyla değil, tükettiğimiz gıdalara da sızmaktadır. Yapılan çalışmalar; plastik şişelerdeki su, şeker, tuz, süt ve bal gibi besinlerde bile mikroplastikler bulunduğunu göstermektedir. Günümüzde denizlerin yüzeyinin %88’inin plastik atıklarla kaplanmış olduğu tahmin edilmektedir. Okyanusa her yıl yaklaşık 15 milyon ton plastik girdiği belirtilmektedir, bu da balıklar ve diğer deniz ürünleriyle mikroplastiklerin sofralarımıza kadar geldiği anlamına gelmektedir.
Toprakta bulunan mikroplastiklerin bitki köklerinden dokularına geçtiği ve beslenme zincirine katıldığı da yine bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu durum, tarım ürünlerinin verimliliğini ve kalitesini de ciddi anlamda tehdit etmektedir.
Hangi Tür Mikroplastik Daha Tehlikeli?
Mikroplastikler morfolojilerine, renklerine, boyutlarına ve polimer türlerine göre sınıflandırılabilir. İçerdikleri kimyasallar farklı olabildiğinden bazıları daha sakıncalıdır. Özellikle nanoplastikler daha küçük boyutlarda oldukları için vücudumuza daha fazla nüfuz edebilirler, vücudumuzdaki bariyerleri daha kolay geçebilirler ve bu nedenle, potansiyel olarak daha yüksek risk oluşturmaktadırlar.
İnsanlık İçin Yeni Tehdit!
Mikroplastikler, bilim insanları tarafından insanlık için yeni bir tehdit olarak kabul edilmektedir. Başta çevresel kirlenme olmak üzere pek çok sağlık sorununa yol açma potansiyeli olan bu soruna karşı toplumsal önlemler ve bireysel farkındalık şüphesiz hayati önem taşımaktadır. Daha iyi plastik atık yönetimi, çevre dostu malzemelerin geliştirilmesi ve geniş çaplı bilimsel araştırmalar, bu görünmez tehlike karşısında önem kazanmaktadır.
Mikroplastiklerden Nasıl Korunuruz?
Bu tehditten korunmak için hem bireysel, hem de toplumsal olarak önlemler almak gerekmektedir.
Mikroplastikler konusunda farkındalığı artırmak ve daha sağlıklı bir çevre için yapılması gerekenler şunlardır:
1. Tek Kullanımlık Plastikleri Azaltın: Plastik bardak, çatal ve tabak gibi ürünlerin kullanımını sınırlayın.
2. Geri Dönüşümü Destekleyin: Plastik atıkları diğer atıklarınızdan ayırıp doğru şekilde toplayın ve plastik atık yazan çöpe atarak geri dönüştürülmesini sağlayın.
3. Doğa Dostu Malzemelere Yönelin: Plastik yerine alternatif çevre dostu ürünleri tercih edin.
4. Yasal Düzenlemelere Uyun: Plastik kullanımını sınırlayan, üretimini kontrol altına alan ve geri dönüşümü teşvik eden politikalar hayata geçirildi ve geçirilmeye devam edilmekte. Lütfen bu kuralları harfiyen uygulayın.
5. Araştırmalara Katılın veya Destekleyin: İnsan sağlığı üzerindeki olası zararları belirlemek ve mekanizmayı anlamak için daha fazla bilimsel çalışma yapılmalıdır. Bu çalışmalara katkı sağlayın.








Yorumlar