AŞKIN KİMYASI
- Dr. Yunus Emre Bıkmaz
- 18 Mar 2025
- 3 dakikada okunur
Evrensel Fenomen: Aşk
Aşkı yaşam felsefesi ya da tarzı olarak gören bir toplumun fertleriyiz. Hemen hemen herkesin günlük hayatında, mırıldandığı şarkılarda, sohbetlerinde sıklıkla kullandığı, uğruna avare olup, varından yoğundan vazgeçebildiği, dünyayı titreten hükümdarları bile ‘Bir gözleri ahuya esir eden’ evrensel fenomen: Aşk
Aşk Nasıl Oluşur?
Aşk sırası ile şu evrelerden geçerek oluşur:
1. Hayranlık evresi: Önce bir hayranlık hissi gelişir. Birlikte olmak, görmek, büyük bir haz vermeye başlar. Hayranlık duyulan kişiye karşı ümitler yeşerir. Yavaş yavaş aşk oluşmaktadır artık.
2. Birinci kristalleştirme evresi: Hayranlık döneminden sonra kristalleştirme denilen bir dönem başlar. Yani dünyadaki tüm güzelliklerin ve iyiliklerin sevilen kişide bulunması... Her şey ve her fikir onu hatırlatır. Sevilen kişi sevenin gözünde yüceldikçe yücelir.
3. Şüphe evresi: Hayranlık yerini endişelere bırakır. Acaba beni sevmiyor mu? Gerçekleşmeyen ümitler kuşkularla yer değiştirir.
4. İkinci kristalleştirme evresi: Sevgilide yeni cazibeler keşfedilir. Artık onsuz yaşanamayacağı düşünülür.
Aşkın Belirtileri Nelerdir?
Yoğun romantik aşk; tüm kültürlerde görülebilen, evrensel bir fenomen olarak kabul edilmektedir.
Romantik aşk, özellikle erken dönemlerde kendine özgü psikolojik ve fizyolojik özellikleri ve davranışları birlikte getirmektedir:
1. Coşku ve mutluluk
2. Seçilmiş kişiye odaklanan yoğun dikkat
3. Yine seçilen kişi hakkında şüpheli düşünceler
4. Duygusal olarak ona aşırı bağımlılık
5. Tutku
6. Aşırı canlılık, enerji artışı
7. Stres ve gerginlikte azalma
8. Uykusuzluk
9. İştah kaybı
Bunlar, bilim adamları tarafından tanımlanabilmekte ve ölçülebilmektedir.
Aşk Ölçülebiliyor
Aşkın psikolojik etkileri olduğu kadar fizyolojik etkileri de bulunuyor. Bütün bunlar olurken ve yaşanırken; insan vücudunun kumanda merkezi olan beyinde, santral sinir sisteminde neler olmaktadır? Aşkın oluşumunda rol oynayan sinir sistemi yapıları nelerdir? Hiç düşündünüz mü?
Bazı bilimsel çalışmalarda, fonksiyonel MRI kullanılarak romantik aşk ile ilgili sinir yapıları incelenebilmiştir. MRI yapılırken kişiye sevdiği kişinin fotoğrafları gösterilmektedir ve daha sonra arkadaşlarının fotoğrafları gösterilerek tekrar MRI yapılmaktadır. Her 2 durumda elde edilen sonuçlar birbirleri ile istatistiksel olarak kıyaslanabilmektedir.
Romantik aşk, beyin kabuğunun altındaki şu bölümlerle ilişkilendirilmiştir:
1. Ventral Tegmental Alan
2. Ventral Striatum
3. Nukleus Accumbens
Aşk, oldukça karışık nörobiyolojik bir olay olarak tanımlanmaktadır. Yoğun aşk duyguları yaşanırken, tam da bu bölgelerdeki beyin fonksiyonları artmaktadır.
Aşk duyguları neticesinde beyin içerisinde etkinleştirilen fonksiyonlar şunlardır:
1. Güven
2. İnanç
3. Haz duyma
4. Ödüllendirme
Aşk duygularının etkinleştirdiği bütün bu beyin fonksiyonları vücudumuzdaki şu kimyasal maddeler aracılığı ile gerçekleştirilmektedir:
1. Oksitosin
2. Vazopressin
3. Dopamin
4. Serotonin
Sağlık ve Mutluluğun Yolu Aşktan Geçiyor
Aşkın sağlık ve mutluluk gibi sonuçları da bulunmaktadır ve bunu şu etkileri ile gerçekleştirir:
1. Oksitosin etkisi: Aşk, oksitosin etkisi sayesinde stres ve gerginliği alıyor. Gebelik ve süt verme dönemlerinde farklı etkileri olan oksitosin, aşk sırasında ise bambaşka etkiler gösterir. Duyguları değiştirebilme, stres ve gerginliği azaltabilme özelliklerine sahip olan bu hormon; yoğun aşk, sevecenlik ve duygusallık dönemlerinde bol miktarda salgılanmakta, oksitosin arttıkça da ateşe benzinle gider gibi aşk duyguları o paralellikle daha da artmakta ve böylelikle aşk, stres ve gerginliği almaktadır. Tam tersine stres ve gerginlik dönemlerinde ise oksitosin salgılanması azalmaktadır.
2. Bağımlılık etkisi: Romantik aşkın; aşırı canlılık, enerji artışı, uykusuzluk ve iştah kaybı gibi bazı davranış özellikleri, kokain bağımlılarında görülen davranışlara benzemektedir. Kokain alanlarda da, fonksiyonel MRI ile Ventral Tegmental alanın aktif olduğu gösterilmiştir. Pek çok insanın “en büyük zaafı” olarak bilinen çikolata da, yine aynı bölgedeki faaliyeti artırmaktadır.
3. Beyin koruyucu etkisi: Aşk, yukarıda bahsedilen bölgelerin yanı sıra duygulanım, dikkat, motivasyon ve hafıza ile ilgili beyin alanlarını da aktif hale getirir. Bu yapıların aktifleşmesi, stresin azaltılması gibi sonuçlar verir. Zamanla, beynin kendisi üzerinde koruyucu bir etki oluşur.
İşte aşkın kimyası… Aşkın sağlıklı ve mutlu olmayı uyaran fizyolojik altyapısı…




