top of page

YENİDOĞAN BEBEKLERDE AĞLAMALAR VE İNLEMELER

  • Yazarın fotoğrafı: Dr. Yunus Emre Bıkmaz
    Dr. Yunus Emre Bıkmaz
  • 23 Tem 2024
  • 5 dakikada okunur

Doğduktan sonraki ilk günleri nispeten sakin geçiren bebekler, yaklaşık 21.günden sonra karakter değiştirmiş gibi ayaklarını karnına çeke çeke ağlamaya ve/veya inlemeye başlar. Buna “infantil kolik” rahatsızlığı diyoruz. Tipik olarak genelde akşam veya gece hep aynı saatlerde ağlama ataklarına yol açar. Ağlamasa bile garip garip ıkınma, inleme sesleri çıkartır. Kabızmış gibi bordo bir yüz ifadesi olabilir, kakasını-gazını ittirmekte, çıkartmakta biraz zorlanabilir; ancak yine cıvık kaka yapar. Bu rahatsızlığın kabızlıkla ilgisi yoktur. Barsakların henüz olgunlaşmamış olması ile ilişkilidir. Bebekler anne karnından tertemiz, mikropsuz olarak doğarlar. Barsaklarında normal sindirim faaliyetlerini gerçekleştiren “flora” dediğimiz vücuda dost bakteriler bulunmaz, barsakları düz bir boru gibidir. Bu nedenle kumbarada para birikir gibi doğduktan sonra ilk 21 gün boyunca gaz kümülatif olarak birike birike bu günden itibaren bebeğin ağlamalarına ve inlemelerine neden olmaya başlar. Özellikle 30.günden sonra daha belirgin olan bu problem, 2.aydan sonra şiddeti azalmakla birlikte devam eder ve bebek 3 aylık olduktan sonra sıklıkla otomatik olarak düzelir. Bu gerçek bir hastalık olmadığı için %100 bir tedavisi de yoktur. Bebeğe ağızdan verilebilecek bitkisel bazı gaz ilaçları, dışarıdan sürülebilecek bitkisel bazı masaj yağları ve annenin içebileceği bitkisel bazı çaylar, bu problemde ancak %30-40 oranında bir rahatlama sağlar. Asıl bebek 3 aylık olduktan sonra genelde tamamen kaybolmuş olur.

Bebekleri ağlama krizine giren anne ve babalar, haklı olarak oldukça endişelenirler. Özellikle 3 aylıktan küçük bebeklerde görülen ve %100 tedavisi mümkün olmayan bu rahatsızlık, bebeğin doğumundan yaklaşık 21 gün sonra başlayan, 30.günden sonra daha da artan “nedensiz” ağlama krizleri veya ağlamasa bile inlemeler-ıkınmalar şeklinde kendini gösterir. Bu krizler 1-2 aylık dönemde daha şiddetli olup, 2-3 aylık dönemde şiddeti azalmakla birlikte devam eder. Genellikle 3. aydan sonra herhangi bir sıkıntı kalmadan geçer.

Tıptaki gerçek sebebi halen tam olarak bilinmemekle birlikte, bebeğin barsaklarının tam olarak olgunlaşmamış olması, bebeğin dış dünyaya karşı yaşadığı psikolojik adaptasyon süreci, annenin yediği-içtiği ve bunun neticesinde anne sütünden bebeğe geçen bazı allerjen gıda maddelerine karşı bebeğin göstermiş olduğu reaksiyon, annenin fazla kaygılı oluşu gibi sebepler tetikleyici olarak ileri sürülmektedir. O halde bu rahatsızlığın tek sorumlusu bebek değildir. Anne-baba ve çevre de bu rahatsızlığın gelişmesinde etkili olabilmektedir.

Her ağlayan bebeği görüp de kolik sancısıdır, gazdır deyip geçmek de doğru değildir. Örneğin altta yatan sinsi bir idrar yolu enfeksiyonu veya bir böbrek taşı, bu yaştaki bir bebekte ateş yapmayabilir, sadece huzursuzluk-ağlama şeklinde kendini gösterebilir. “Allerjik-diyetetik gastroenterit” dediğimiz, annenin yediği-içtiği bazı gıdaların (inek sütü içeren süt, peynir, yoğurt, ayran, sütlü makarna, sütlü çikolata gibi) bebekte alerjik reaksiyon yapması da bebeği ağlatıyor olabilir. “Labial füzyon” dediğimiz kız bebeklerde alt dudakların doğuştan birbirine yapışık olması durumu veya “fimozis” dediğimiz erkek bebeklerde sünnet derisinin çok dar olması veya acil sünnetlik bir durumun yaşanıyor olması gibi durumlar da bebeğe rahatsızlık veriyor olabilir. Bebeğin aslında tek derdi farkedilmemiş bir kulak iltihabı (“otit”) veya popoda çatlak olması (“anal fissür”) olabilir. Bebek aslında anne sütüyle doymuyor ve açlıktan ağlıyor olabilir. Bu nedenle gaz deyip geçmektense, kesin tanı için bebeğin çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı olan bir doktora götürürlmesi yerinde olur. Doktorun yapacağı tam bir fizik muayene ve gerekiyorsa bazı tetkiklerden sonra infantil kolik, yani gaz sancısı tanısı konur. Özellikle bebekte ateş ve kusma varsa, acilen bir uzmana başvurulmalıdır. Bu belirtiler koliğe bağlı olmayabilir; örneğin, altta yatan sinsi bir idrar yolu enfeksiyonu sözkonusu olabilir.

Annenin uykusunu kaçıran şeyler, bebeğin de uykusunu kaçırır. Anne yanlış besleniyorsa, cips gibi katkılı, aromalı gıdaları çok tüketiyorsa, kurubaklagiller gibi gaz yapacak gıdaları sık sık yiyorsa, sigara veya alkol kullanıyorsa, kafein-tein gibi uyku kaçırabilecek uyarıcı maddeleri içeren siyah çay, kahve veya enerji içeceği tüketiyorsa, çok çikolata yiyorsa, anne bebeğin yattığı odayı normalden çok sıcak ya da çok soğuk yaptıysa veya aşırı kaygılı, panik bir anneyse, bunlar da bebeğin ağlama krizlerini tetikleyebilir.

Nasıl her ağlama infantil kolik değilse, bebeğin her ağladığında açtır diye emzirilmesi de doğru değildir. Eğer bebek yeni emzirilip doyurulmuş olduğu halde ağlıyorsa, tekrar emzirmek yerine yalancı meme-emzik ile kucakta sırtına vurup gaz çıkartmasına yardımcı olunarak sakinleştirme denenebilir. Zira her beslenmeden sonra gazının çıkarılmaması, ağlama krizlerinin etkisinin artmasına neden olacaktır.

Çevre ısısındaki değişikler, özellikle odanın çok sıcak olması ve bebeğin gereksiz yere çok kalın giydirilip çok örtülmesi de diğer bir neden olarak söylenebilir. Oda ısısı normalde 22-23 C olmalıdır ve 24 C’yi geçmemelidir. Bebek kalorifer peteğinin dibinde yatırılmamalı, gereksiz yere ekstra elektrikli ısıtıcılar çalıştırılmamalıdır.

Bu ağlama krizlerinin bebeğe ne kısa dönemde, ne de uzun dönemde hiçbir zararı yoktur. Ancak bebeğini bu denli ağlarken göre anne-babalar için canından can gitmişçesine aşılması zor bir durumdur. Kolik, gerçek manada bir hastalık olmadığından, maalesef %100 kesin bir ilacı da yoktur. Etkilerini %30-40 azaltmak için çocuk doktorunun önerebileceği birtakım ilaçlar ve bitkisel çaylar kullanılabilir. Ayrıca bebek anne sütü alamıyorsa, infantil kolik rahatsızlığı için özel olarak hazırlanmış GDO’suz birtakım formülalarla beslenebilir. Eğer bebek anne sütü alıyor ve anne sütü ile alması gereken minimum kiloyu alabiliyorsa, bu tarz formula takviyelerine tabii ki gerek yoktur.

Ağlamalar eğer anne için tahammül edilemez hale gelirse, anneye konunun uzmanı doktorlar tarafından yatıştırıcı bir ilaç önerilebilir. Durdurulamayan ağlama krizi şikayeti ile hastanenin aciline getirilmiş bir bebeğe de istisnai durumlarda, çok mecbur kalınırsa, son çare olarak rahatlatıcı, “spazm giderici” bir fitil, bir defaya mahsus olmak üzere ve ancak reçete ile verilebilmektedir.

Ağlama atakları, bir başka ifade ile bacaklarını karnına çekme ve kızarma, kendini kasma krizleri genellikle akşamüstleri, gece veya sabaha karşı meydana gelir. Tipik olarak genelde hep aynı saatlerde olur. Bunun da nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bu atakların süresi 1 saat ile birkaç saat arasında değişebilir. Gece uyku problemlerine neden olabilir. Ağlamasa bile devamlı bir ıkınma, inleme, kendini kasma, kabızmış gibi zor kaka yapma ama yine de cıvık dışkılama gibi belirtilerle de kendini gösterebilir.

Öncelikli olarak bunun “geçici bir süreç” olduğu, bir hastalık olmadığı ve kesin bir tedavisinin olmadığı bilinmelidir. Kucağa almakta bir sakınca yoktur. Yenidoğan bir bebek her ağladıkça kucağa alınmalı, her acıktıkça emzirilmelidir. Uzakta seyrederek, yalnız bırakarak, kendi kendine ağlaya ağlaya susması beklenmemelidir. Bebeğini alıp ortamını değiştirebilirsiniz. Ona ninni söyleyebilirsiniz. Eski usul kundak yapmayı önermiyoruz; ancak hafif sıkıca sarmak bebeğin rahat uyumasını sağlayabilir. Çamaşır makinası, saç kurutma-fön makinesi, elektrik süpürgesi, aspiratör, araba gibi bazı makinelerin çıkarttığı sesler bebeğinizi rahatlatabilir. Bebeğinizin ayaklarına kısa süreli bebek termoforu koyabilirsiniz; ancak karnına, iç organlarının olduğu yere koymayınız. Bacaklarını bisiklet çevirme hareketi gibi karnına doğru toplayıp bırakarak bebeğinize masaj yapabilirsiniz. Bir refakatçi gözetiminde kısa süreli yüzükoyun yatırabilirsiniz; bu pozisyonda gazını daha rahatça çıkarabilir. Bebeğini evin içinde bile olsa arabasıyla gezdirebilirsiniz. Ona anne karnındayken işittiği seslere benzer müzikler (özel kolik CD'leri veya Doo-Doo oyuncağı gibi) veya klasik müzik dinletmek de iyi bir çözüm yolu olabilir. Ayrıca sabah ya da öğlen değil de, gece yatmadan önce banyo yaptırıp yatırmak bebeğinizi rahatlatabilir, ferahlatabilir ve daha rahat uyumasını sağlayabilir.

Tıpta 2x2=4 kuralı geçerli değildir. Her bebek farklı uygulamalardan yarar görür. Bir bebeği rahatlatan bir ilaç veya bir uygulama, başka bir bebekte hiçbir yarar sağlamayabilir. Hatta bazen aynı bebekte bir gün yapılan uygulama, aynı bebeğin diğer bir ağlama krizinde etkisiz kalabilir. Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı bebeğinizi ayrıntılı bir şekilde muayene etmiş, gerekiyorsa bazı tetkiklerini yaptırmış ve altta yatabilecek başka birtakım ağlama nedenleri ekarte edilmişse, ebeveynler bu sebepsiz ve uzun süreli ağlama krizlerinden kesinlikle korkmamalı ve sabırla nöbetlerin geçmesini beklemelidir.


 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page